İklim kriziyle artan kum ve toz fırtınaları, dünya genelinde 3,8 milyar insanı tehdit ediyor. Fırtınalar kalp krizi ve menenjit gibi hastalıklara yol açıyor.
Küresel iklim kriziyle şiddetlenen kum ve toz fırtınaları, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde 3,8 milyar insanı doğrudan etkiliyor. Özellikle Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika ve Orta Doğu gibi bölgelerde sıklığı artan bu fırtınalar, kalp krizi, inme ve menenjit gibi ciddi sağlık sorunlarını tetikliyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin çölleşmeyi hızlandırarak bu fırtınaların yayılımını artırdığını belirtiyor.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, kum ve toz fırtınalarının iklim değişikliğiyle bağlantısını açıkladı. Türkeş, kuvvetli rüzgarların kurak ve yarı kurak bölgelerden atmosfere kaldırdığı çökel malzemeyi kum ve toz olarak tanımladı. Bu fırtınalar iklimi, havayı, ekosistemleri, insan sağlığını, tarımı ve ulaşımı olumsuz etkiliyor.
Afrika’nın Sahra ve Sahel bölgeleri, Gobi Çölü, Orta Doğu ve Arap çölleri gibi coğrafyalar en önemli kum ve toz kaynaklarını oluşturuyor. İklim değişikliğinin etkisiyle uzun süreli kuraklıklar, fırtınaların sıklığını, süresini ve şiddetini artırıyor. Mevcut kurak alanlar dışında, giderek daha sıcak ve kurak hale gelen bölgelerde yeni fırtına oluşum alanları ortaya çıkıyor. Bu durum, bulut ve yağış oluşumunu da doğrudan etkiliyor.
Prof. Dr. Türkeş, küresel toz salımlarının yaklaşık yüzde 25’inin insan kaynaklı olduğunu vurguladı. Küresel toz bütçesinin yüzde 80’inden fazlası Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Arap çöllerinden kaynaklanıyor. Türkeş, iklim değişikliğiyle Ekvator’dan başlayan büyük ölçekli basınç ve rüzgar sistemlerinin kuzeye doğru hareket etme eğiliminde olduğunu belirtti. Hadley döngüsü adı verilen geniş ölçekli döngünün kuzeye kayması, Akdeniz, Güney Avrupa, Orta Doğu ve Türkiye’yi daha fazla etkileme potansiyeli taşıyor.
Gözlemler, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Güneybatı Asya’daki pek çok bölgede kum ve toz fırtınalarının sıklığında ve zaman zaman şiddetinde artış olduğunu gösteriyor. Bu fırtınalar, yağış ve su kaynaklarını etkileyerek belirli dönemlerde sebze ve meyve üretimini, çiçeklenme ve tozlanma dönemlerini olumsuz etkileyebilir. Bu durum rekoltede düşüşlere yol açabilir.
Prof. Dr. Murat Türkeş, kum ve toz fırtınalarının önlenmesi için iklim değişikliği mücadelesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kurak ve yarı kurak bölgelerin çevresindeki alanlarda artan sıcak hava dalgaları, kuraklık etkileri ile değişen fırtına, rüzgar ve yağış rejimleri dikkate alınmalıdır. Çin Halk Cumhuriyeti gibi ülkelerde uygulanan uzun soluklu ağaçlandırma ve bitkilendirme çalışmaları örnek teşkil ediyor.
Toprak nemini artırarak ince materyali tutmak amacıyla yağmur suyu hasadı gibi uygulamaların yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu yöntemler, topraktaki ince çökeltilerin kum ve toz fırtınalarına kaynak oluşturmasını engellemeyi hedefliyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün öngörülerine göre, 23 Nisan’da Akdeniz kıyılarında ve Güneydoğu Anadolu’nun Türkiye-Suriye sınırına yakın bölgelerinde yüzey toz konsantrasyonu orta seviyeden hassas düzeye ulaşabilir.
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Onur Turan, kum ve toz fırtınalarının ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirtti. Fırtınalar, sanayi atıkları, tarım ilaçları, polenler, bakteriler ve mantar sporlarını da taşıyor. PM10 partikülleri üst solunum yolunda kalırken, 2,5 mikrometreden küçük olanlar doğrudan akciğerlerin derin noktalarına ulaşarak kana karışıyor ve sistemik etkiler yaratıyor.
Çeşitli çalışmalar, çöl tozlarının yoğun olduğu günlerde solunum, kalp ve damar hastalıkları ile hastane başvurularında, hastalık ve ölümlerde artış yaşandığını gösteriyor. Maruziyet süresi ve yoğunluğuna bağlı olarak zatürre, kalp krizi veya inme, gözlerde şiddetli yanma, burun kanamaları, boğazda kuruma ve menenjit gibi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Mevcut astım ve Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) vakalarında ani atak ve krizler tetikleniyor.
Prof. Dr. Turan, çöl tozlarının bebekler, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler için büyük risk taşıdığını vurguladı. Uzun süre toza maruz kalanlarda kronik solunum ve kalp hastalıkları görülebilir. Çocuklar, akciğer gelişimleri devam ettiği ve daha hızlı nefes aldıkları için daha fazla toz soluyor. Yaşlılar ise bağışıklık sistemi ve organ rezervlerinin azalması nedeniyle komplikasyonlara daha açık durumda bulunuyor.
İnşaat, tarım veya ulaşım sektöründe gün boyu açık havada bulunanlar doğrudan bu tozlara maruz kalıyor. Toz fırtınası uyarılarının yapıldığı saatlerde dışarıya çıkılmaması, pencerelerin kapalı tutulması ve N95 veya FFP2 tipi filtreli maskeler kullanılması önem taşıyor. Bol su tüketimi, solunum yollarındaki mukozanın nemli kalmasına yardımcı oluyor.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap