OECD, küresel kritik mineraller tedarikinde çeşitlendirme ihtiyacını vurguladı. Türkiye’nin bor ve nadir toprak elementleri rezervleriyle stratejik konumuna dikkat çekildi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Ticaret ve Tarım Direktörü Jansen, küresel enerji dönüşümünün kritik minerallere olan talebi artırdığını ifade etti. Jansen, bu minerallerin tedarik zincirlerindeki aşırı yoğunlaşmanın piyasa riskleri oluşturduğunu vurguladı. İstanbul’da düzenlenen OECD Kritik Mineraller Forumu kapsamında yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin bor ve nadir toprak elementleri rezervleriyle tedarik çeşitlendirme potansiyeline sahip olduğunu aktardı.
Jansen, kritik minerallerin tedarikinde temel unsurun çeşitlendirme olduğunu belirtti. Mevcut durumda birçok pazarda, ham madde veya işleme aşamasında aşırı yoğunlaşma gözlemlenmektedir. Bazı ürünlerde küresel pazarın yüzde 90’ı tek bir ülkede bulunabiliyor. Bu durum, piyasa doğasının bozulması ve erişimin engellenmesi gibi iki önemli risk taşımaktadır.
OECD, madencilik ve işleme projelerine finansman sağlanmasının çeşitlendirmede önemli rol oynayacağını kaydetti. Örgüt, özellikle ihracat kredileri düzenlemesi çerçevesinde bu alanda aktif olarak çalıştığını duyurdu.
OECD’nin güncel raporu, kritik minerallere yönelik ihracat kısıtlamalarında endişe verici bir tablo ortaya koydu. Son 15 yıldır bu kısıtlamalarda aralıksız bir artış gözlemleniyor. İhracat yasakları gibi en ağır kısıtlama türleri, son yıllarda en hızlı yükselişi göstererek ticaret sistemi açısından olumsuz bir gelişme oluşturuyor.
Rapora göre, 2009-2024 döneminde ihracat kısıtlamaları yaklaşık 5 kat arttı. 2024’te artış hızı yavaşlasa da kısıtlamalar tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyretmeye devam etti. Bu önlemler, özellikle Afrika ve Asya’daki kaynak zengini gelişmekte olan ekonomilerde daha yaygın biçimde benimsendi.
Jansen, Türkiye’nin kritik mineraller alanında önemli bir aktör olduğunu belirtti. Ülke, özellikle bor gibi ürünlerin tedarikçisi konumunda bulunuyor ve nadir toprak elementlerinde önemli rezervlere sahip. Türkiye’nin Asya, Afrika ve Avrupa arasındaki stratejik coğrafi konumu, kritik minerallerin lojistiğini ve transit geçişini kolaylaştırma potansiyeli taşıyor.
OECD yetkilisi, Türkiye’nin örgütün resmi destekli ihracat kredileri düzenlemesinin bir üyesi olduğunu hatırlattı. Ülkenin kritik ham maddeler alanında ihracat kısıtlaması uygulamadığı da raporlarla doğrulandı. Bu durum, Türkiye’nin küresel piyasalara entegre bir aktör olarak bu alanda daha büyük bir rol oynama potansiyelini güçlendiriyor.
Jansen, İstanbul’da düzenlenen OECD Kritik Mineraller Forumu’nun koordinasyon ve istişareyi güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu dile getirdi. Türkiye’nin farklı aktörleri bir araya getirerek yatırım projelerinin finansmanı gibi konularda da rol üstlenebileceğini ekledi.
Enerji dönüşümü, dijitalleşme ve savunma sanayisinde kritik rol oynayan ham maddelere yönelik küresel talep artıyor. Ancak arz, sınırlı sayıda ülke ve üreticide yoğunlaşmış durumda. Kobalt, lityum ve nikelde en büyük üç üretici, küresel üretimin üçte ikisinden fazlasını karşılıyor. Nadir toprak elementlerinde ise bu oran yaklaşık yüzde 90’a ulaşıyor.
Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) “Küresel Kritik Mineraller Görünümü” raporuna göre, kobalt üretiminde Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Endonezya ve Rusya öne çıkıyor. Lityum üretiminde Çin, Avustralya ve Şili, nikel üretiminde ise Endonezya, Filipinler ve Rusya lider konumda yer alıyor.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap